8 Mart 2011 Salı

Yassah


..ama yemeğe devam.
24 yaşımızı geçeli çok olduğuna göre içmeye de devam,
yasaklanıncaya kadar gezmeye de devam..

Bay Afiyet ve Bayan BalŞeker
5/3/2011

27 Şubat 2011 Pazar

Amerikan Hastanesi'nin arsız serçeleri

Amerikan Hastanesi'nin kafeteryasında yemek yemek zorunda kalmış olanlar bilir. Yemekler fena değildir. Fiyatlar altına endekslidir. Müşteri kitlesi ise, lezzet ve fiyattan tamamen bağımsız olarak gergin ve hüzünlü insanlardan oluşur.

Fakat bu kafeteryanın bir de arsız serçeleri var ki, hastanenin 3. katındaki yeni doğan penceresinin yapamadığı kadar yüzümü güldürüyor:


Önce biri geldi. Ben orda mıyım, değil miyim; biraz keyifsiz miyim; o lokumu yiyecek miydim hiç takmadan, kahve fincanımın yanındaki lokumu kaptı.


Hemen ardından ikinci arsız geldi, fütursuzca lokumu arkadaşının ağzından kaptı ve yere düşürdü.


Derken üçüncü serçe gedi, büyük bir keyifle toz şekerine bulanmaya başladı.


Ben şaşkınlıkla bakınırken, Amerikan Hastanesi'nin arsız serçeleri ma aile tatlılarını yiyip bitirdiler ve ardlarına bakmadan gittiler.

Ben ise ne lokum yiyebildim, ne de gidebildim.

Bayan Bal Şeker
27/02/2011

22 Şubat 2011 Salı

Neden mest olamadım?

Bir lokanta hakkında yazı yazarken hiç bu kadar kararsız kalmamıştım. Beğenip beğenmemek arasında gidip geliyorum. Sevdim mi, sinir mi oldum karar veremiyorum. Niye bu Mest beni böyle yaptı, hiç anlayamadım.


Mest Reşitpaşa'dan Emirgan istikametine giderken, körler okulunu geçince hemen sağdaki sokakta. Muhitteki derme çatma binaların arasında, dışardan yüzük taşı gibi gözüküyor. İçeri girdiğinizde de, çok sofistike bir yere geldiğinizi hemen hissediyorsunuz.

Ana oğul işletiyorlar mekanı. Güleç ve hayli konuşkan oğul sizi buyur ettikten sonra, "Anneeeee, bugün ne yemeğimiz var?" diye mutfağa doğru sesleniyor.

Çok hoş bir bayan zerafet ve tutkuyla o gün hazırlamış olduğu güzellikleri size sıralıyor. "Efenim, süt çorbamız var, ördeğimiz var, ördekler Fransa'dan geliyor, Türk ördekleri biraz küçük oluyor, balık isterseniz, dil balığı ikram edebilirim."



Çok düzgün ve kaliteli catal bıçak ve tabaklar, duvarda enfes tablolar. Hayli konuşkanlık hariç, buraya kadar on numara gibi herşey.

Bir tarafta oturma köşesi, diğer tarafta uzun mermer masalar, bir yanda ise açık bir mutfak var. Kalabalık toplantılar organize etmek için çok müsait bir mekan. Zaten pek çok akşam, mekanı gruplar için kapatıyorlarmış. Yemek kursları da organize ediyorlarmış. Sadece salı geceleri iki başınıza gelmeye müsade varmış.


Önce bir süt çorbası içtim. Sonra, ördek yedim; ta Fransa'dan geldiğini bile bile. Lezzetli miydi? Çok lezzetliydi. Bunca yolu teptiğine değmiş.


Tatlı olarak kestaneli çukulatalı bir tatlı yedim ki, beni benden aldı!

Ama inanın açıklayamıyorum, bunca lezzete rağmen, içimden buraya tam not vermek gelmiyor.

Fiyat mı beni irkiltti? Evet oldukça pahalı, ama hayır, yegane neden bu olamaz. Lezzet karşısında hovarda olabilirim.


Yoksa diyorum, samimiyetsizliğin temsili gibi dükkanın orta yerinde duran boks yastığı mı bu tereddütümün kaynağı? Hmm...

Bayan Bal Şeker
22/02/2011

20 Ocak 2011 Perşembe

Oyun bunun neresinde?

Ye ve oyna!
İstinye Park'ın üstkatında konumlanmış aydınlık ve zevkli bir lokanta olan Big Plate'in motosu bu!


Yemek te, oynamak ta bana fazlasıyla uyar. "Oyun" Big Plate'in neresinde bilemiyorum, henüz keşfedemedim, ama "yemek" kısmından memnun kaldım doğrusu.

Söylendiğine göre "oyun" için cuma günleri işten sonra buraya takılmak gerekiyormuş. Oysa ben işten çıktıktan sonra genellikle hızla Maslak'tan uzaklaşmak istediğimden bu eğlenceyi bir türlü yakalayamadım.



Big Plate'e gidebilmek için İstinye Park'ta, Pazar Yeri asansörlerine binince en üst kata çıkmalısınız. Aydınlık ve ferah bir mekan. Soğuklara rağmen ısrarla, yılmadan sigara içmeyi sürdürenler için bahçesi de var.



Salataları kocaman ve lezzetli. Aperetif tabakları, pizzaları ve tatlıları da oldukça başarılı.

Bay Afiyet, en düşük kalite, kuru, yerli mozzarella kullanılmasını eleştirmekle beraber, önüne gelen bacon'lı kanepeleri silip süpürmekten geri kalmadı.



Bir iki sefer ise, sırf Big Plate'in çilekli milföy için alışveriş merlezi ıstırabına katlandık ve İstinye Park'a gittik.



Big Plate'in benim için en büyük mahsuru -ki bu kimileri için bir artı puandır şüphesiz- üst kat komşusu Hillside spor salonundan yemek yemek üzere aşağıya inen sıfır beden, ultra fönlü bayanlarla, günün ortasında spora gelebilmek için nasıl bir işte çalıştıklarını hep merak ettiğim haşin bakışlı beyler. Kıskançlık işte benimki de..


Düşündüm de, "oyun" nerde biliyor musunuz? Şu resimdeki pancake'in katlarının arasında. Yani, oyun için yemek lazım. Yani, eat to play!

Bayan Bal Şeker
20/01/2011

16 Ocak 2011 Pazar

Düşünüyorum, öyleyse organik!

Şu aralar insanları iki gruba ayırmak mümkün:
Organik gıda ve ürünlere inanmayanlar ve inananlar.

Bu kategorilerden önce ilkine sonra ikincisine giren biri olarak beni dinleyebileceğinizi umuyorum ve Cihangir'de Defterdar yokuşunda yeni açılan Balya'dan bahsetmek istiyorum.

Balya hem bakkal, hem de cafe olarak tanımlanabilir.


Organik ürünlerin palavra olduğunu düşünenler, Italyan Hastanesi'nin hemen yanıbaşındaki dükkana gidip, Balya'nın sahipleri ile sohbet ederek kafalarındaki soru işaretlerini giderebilirler. Ya da tamamen organik ürünlerle yapılmış bir pancake yiyip organik konseptine bir şans daha verebilirler.


Zaten benim ikinci adım organik diyenler ise gidip şampuan, diş macunu, buğday, zeytin, avokado, yoğurt, kahve, un aklınıza ne geliyorsa gidip organik olanını makul fiyatlara satın alabilirler.


Balya'da samimi bir ortam var. Eğer dizi oyuncusu değilseniz ve Cihangir'in sıram sıram kafelerinde kendinize ait bir köşe bulamıyorsanız, bir de Balya'yı deneyin derim.
Bilgisayarınızla, kitabınızla bir köşeye yerleşip, keyifle, o güne özel hazırlanmış bir ıspanak çorbası içebilir ya da o sabah yapılmış ılık bir muffin tadabilirsiniz.

Buranın bir iyiliği de size daha önceki bir yazıda bahsettiğim Aysun'un sütünü sipariş vererek buradan temin etme imkanının olması.

Diyeceksiniz ki biz Çernobil'li çayları lıkır lıkır içen bir jenerasyonuz, organik bizim neyimize? Bence zararın neresinden dönülse kardır.

Asıl olanın organik, istisnanın hormonlu olduğu günleri görmek umuduyla..

Bayan Bal Şeker
10/01/2011

31 Aralık 2010 Cuma

Ye, iç, sev


Yeni yılda sizlere çok lezzetli yemekler yiyeceğiniz, keyifli sohbetler yapacağınız zevkli sofralar diliyoruz.

Bay Afiyet ve Bayan Bal Şeker
31/12/2010

24 Aralık 2010 Cuma

Hatırlatma

Meraklı ama yine de alışkanlıklarındanda vazgeçemeyen bir yapıya sahibim. Bıraksalar her gün sahanda peynirli yumurta yerim, ama bırakmıyorlar ki?
Lezzetli yemek yapıyorlar diye bellediğim lokantalara da büyük bir sadakatle giderim.

Madem Bayan Bal Şeker X Restaurant'ı hatırlattı, ben de bunca yazı arasında çoktan unutulmuştur diye düşünerek, Rumeli Kavağı'ndaki küçük Deniz lokantasını hatırlatmak istiyorum. Hatırlatılmayı hak ediyor:

Salı ve cuma gunleri haşlama yapıyorlar. Kurufasulye pilav ise hergün çıkıyor. Arasıra cacık, ve bazen hoşaf ta bulunabiliyor. Hepsi tam ağzınıza layık!



Rumeli Kavağı denince korkmayın, Maslak'tam tam 15 dakika!

Daha önceden yazdığımızda "amaaan oraya kadar kurufasulye yemeğe gidilir mi?!" diyerek yan çizdiyseniz, bari bu sefer gidin. Israr ediyorsak bir bildiğimiz var.

Bay Afiyet
24/12/2010
Related Posts with Thumbnails