22 Şubat 2011 Salı

Neden mest olamadım?

Bir lokanta hakkında yazı yazarken hiç bu kadar kararsız kalmamıştım. Beğenip beğenmemek arasında gidip geliyorum. Sevdim mi, sinir mi oldum karar veremiyorum. Niye bu Mest beni böyle yaptı, hiç anlayamadım.


Mest Reşitpaşa'dan Emirgan istikametine giderken, körler okulunu geçince hemen sağdaki sokakta. Muhitteki derme çatma binaların arasında, dışardan yüzük taşı gibi gözüküyor. İçeri girdiğinizde de, çok sofistike bir yere geldiğinizi hemen hissediyorsunuz.

Ana oğul işletiyorlar mekanı. Güleç ve hayli konuşkan oğul sizi buyur ettikten sonra, "Anneeeee, bugün ne yemeğimiz var?" diye mutfağa doğru sesleniyor.

Çok hoş bir bayan zerafet ve tutkuyla o gün hazırlamış olduğu güzellikleri size sıralıyor. "Efenim, süt çorbamız var, ördeğimiz var, ördekler Fransa'dan geliyor, Türk ördekleri biraz küçük oluyor, balık isterseniz, dil balığı ikram edebilirim."



Çok düzgün ve kaliteli catal bıçak ve tabaklar, duvarda enfes tablolar. Hayli konuşkanlık hariç, buraya kadar on numara gibi herşey.

Bir tarafta oturma köşesi, diğer tarafta uzun mermer masalar, bir yanda ise açık bir mutfak var. Kalabalık toplantılar organize etmek için çok müsait bir mekan. Zaten pek çok akşam, mekanı gruplar için kapatıyorlarmış. Yemek kursları da organize ediyorlarmış. Sadece salı geceleri iki başınıza gelmeye müsade varmış.


Önce bir süt çorbası içtim. Sonra, ördek yedim; ta Fransa'dan geldiğini bile bile. Lezzetli miydi? Çok lezzetliydi. Bunca yolu teptiğine değmiş.


Tatlı olarak kestaneli çukulatalı bir tatlı yedim ki, beni benden aldı!

Ama inanın açıklayamıyorum, bunca lezzete rağmen, içimden buraya tam not vermek gelmiyor.

Fiyat mı beni irkiltti? Evet oldukça pahalı, ama hayır, yegane neden bu olamaz. Lezzet karşısında hovarda olabilirim.


Yoksa diyorum, samimiyetsizliğin temsili gibi dükkanın orta yerinde duran boks yastığı mı bu tereddütümün kaynağı? Hmm...

Bayan Bal Şeker
22/02/2011

3 yorum:

musing in istanbul dedi ki...

Kestaneli tatli, konuskan "ogul" ve box torbasini ekarte ettirememis galiba? Ikinci bir sansi hak ediyorlar mi peki? Zerafet timsali annenin hatrina?

Bay Afiyet ve Bayan Bal Şeker dedi ki...

Bu yazıdan sonra tebdil-i kıyafet gitmem gerekebilir; ama bir şans daha vermek istiyorum. Ismarlayan?

Adsız dedi ki...

Bir ogleden sonra, Mest'te yemek yedim. Lezzet, dekorasyon, konsept dort dortluk geldi bana. Ama ayni hisse kapildim, "ne eksik?" bulamadim. Herseyin en iyisi veya en ilginci konmus karsiniza, hatta boks torbasi da kakafoni nedeniyle tam yerinde.

Blogu okuyunca dusundum, buldum. Ruh yok. En mukemmel her zaman ruh veremiyor. Oyle olsaydi, saraylarda, muzelerde, en enteresan yalilarda ne organize edilirse edilsin basarili olabilirdi. Bakiniz Sait Halim Pasa Yalisi vs Esma Sultan. Ruh hangisinde?

Peki, ruh nasil katilir? En kolay yolu, oraya giden insanlar vasitasila, tabi. Ama, tek bir kisi bile yemege oturdugunda, kendisinden birseyler bulabilirse orada, yasanan bor mekan olduguna, ruhunun varligina inanir, yoksa muzeye gelmis gibi hisseder kendini.

Related Posts with Thumbnails