Oldum olası Cafe de Paris'yi sevmişimdir. Et ve patates kombinasyonu bir yana, o sosundaki gizemli baharat karışımı her zaman beni etkilemiştir.
Cocukluğumda, yurtdışına seyahat etme imkanının çok kısıtlı olduğu zamanlarda, sevgili annem iş için İsviçre'ye ve Hollanda'ya giderdi. Bizler için bu çok büyük olaydı: Havalimanında ma'aile onu yolcu eder ve dönüşünde yine tam takım onu karşılardık. Mutlaka eli kolu dolu gelirdi. Bir sürü irili ufaklı ve her zaman çok orjinal hediyelerimiz olurdu. Fakat her seyahatte mutlaka bize uzerinde ya almanca ya da flemenkçe spagetti baharatı yazan, açık yeşil renkte kapağı olan bir şişede, makarna icin bir baharat getirirdi. Işte o benim için çok önemliydi!
Bayan Bal Şeker ile, o haddinden fazla haşladığımız makarnanın üstüne bol bol döker, yerdik. O makarnaların kokusu, lezzeti hala vücudumun içinde bir yerlerde saklı. Ne yazık ki yıllardır o baharatı kullanmadım ve artık annem de aramızda olmadığı için artık hepsi benim icin bir anı.
İşte çocukluğumun bu gizemli tadına en yakın şey Cafe de Paris sosu!
Asmalimescit'te, "eski" La Brise'in karşısında çok guzel ve alımlı bir binada açılan Cafe de Paris'ye sevgilim, diğer yarım, hayatımın aşkı ile başbaşa gittim. Tahminimden daha buyuk, ama yine de sicak ve rahat ortamı olan bi lokanta. Başbaşa yemek için de güzel, ailecek te hoş olabilir. Masalar şık, ortam loş. Bar cok ihtişamlı gozukuyordu, sanırım gece 11.00'den sonra bar havasına bürünen tipik bir Asmalı mekanı oluyor. Gece 11 benim için biraz zorlama olacaktır, artık Bayan Balşeker dener.
Herneyse, yemek bildiğiniz - ya da bilmediğiniz- gibi klasik Cafe de Paris Menüsü. Önden ceviz soslu salata, daha sonra mum ile ısınan metal tabakta tam istenilen kıvamda pişmiş et, ve tabi yiyebildiğin kadar altın sarısı, çok guzel kızartılmış patates!
Etin Cafe de Paris sosu icinde bogulmuş olması harikaydı! Patatesi de bu sosa buluyarak yedik. Tabi yiyebildiğiniz kadar patates var ama et yok. Bence farklılık yapıp eti de sınırsız yapmalılar. Zaten abartılamaz ki (ben hariç)
Neticede güzel bir mekanda lezzetli bir yemek yiyip, cafe de paris sosu ve anımsattıklarını sindirip, geceyi Sefahathane'de sonlandırdık.
Aaah anılar anılar..
Bay Afiyet
03/09/2012
Asmalımescit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Asmalımescit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Eylül 2012 Pazartesi
Cafe de Paris Asmalımescit'te
Etiketler:
annem,
Asmalımescit,
Cafe de paris,
Et,
Et lokantası,
etobur
20 Mayıs 2012 Pazar
Enver Usta'nın Yeri
Tünel Şişhane Asmalımescit üçgeninin Tünel tarafında, tarihi tünel binasının arkasındaki Erkanıharp sokakta, gizli bir kumarhane girişine benzeyen karanlık bir kapıdan giriliyor Enver Usta'nın yerine.
Enver Usta Gaziantepli. Daha önce de lokantacılık yapmış, ama bu dükkanı 1992'de açmış. Her zaman işinin başında. Müşterilerle, servis yapan garson Ahmet Bey ile muhabbet ediyor, oyalanıyor. Ahmet Bey de emektar; siz deyin 70, ben deyim 80 yaşında.
Bu küçücük yerde sabah 11 ile öğledensonra saat 3 arası yediniz yediniz, yoksa yemek bitiyor. Yemekler çok net! Önden harika bir yoğurt, tırnak pide, acılı koca taneli guzel bir bulgur ve ezme salata masaya konuyor. Bulgur pilavının lezzeti anlatılmaz, yaşanır!
Bunların üstüne Adana kebap, tavuk şiş, tavuk kanat veya tavuk parca ısmarlayabiliyorsunuz. Beş altı dakika icinde komur ateşinde pişmis cok harika lezzetlerle buluşuyorsunuz.
Tam yeter artık, çatlayacağım dediğinizde gözünüz kenarda duran ve Fatih'te bir yerden gelen ev yapımı baklavaya takılıyor. Çaylar dışarıdan ısmarlanıyor, bir iki parça baklavaya eşlik ediyor.
Derken artık kalkmanız gerekiyor, zira mekan çok küçük ve insanlar yaz kış kapıda sırada bekliyorlar. Topu topu günde dört saat hizmet vererek günlük hasılatını çıkartıyor dükkan.
Asmalı ve Şişhane'de şık ve abartılı pahalı lokantalarda boy göstermek yerine bir öğlen vakti bu kendine has, popüler mekanda, emektar Garson Ahmet Bey'in elinden Enver Usta'nın kebaplarını yemek güzel bir deneyim olabilir.
Enver Usta'ya gidin ki, hem mideniz, hem de cebiniz bayram etsin.
Bay Afiyet
14/5/2012
Enver Usta Gaziantepli. Daha önce de lokantacılık yapmış, ama bu dükkanı 1992'de açmış. Her zaman işinin başında. Müşterilerle, servis yapan garson Ahmet Bey ile muhabbet ediyor, oyalanıyor. Ahmet Bey de emektar; siz deyin 70, ben deyim 80 yaşında.
Bu küçücük yerde sabah 11 ile öğledensonra saat 3 arası yediniz yediniz, yoksa yemek bitiyor. Yemekler çok net! Önden harika bir yoğurt, tırnak pide, acılı koca taneli guzel bir bulgur ve ezme salata masaya konuyor. Bulgur pilavının lezzeti anlatılmaz, yaşanır!
Bunların üstüne Adana kebap, tavuk şiş, tavuk kanat veya tavuk parca ısmarlayabiliyorsunuz. Beş altı dakika icinde komur ateşinde pişmis cok harika lezzetlerle buluşuyorsunuz.
Tam yeter artık, çatlayacağım dediğinizde gözünüz kenarda duran ve Fatih'te bir yerden gelen ev yapımı baklavaya takılıyor. Çaylar dışarıdan ısmarlanıyor, bir iki parça baklavaya eşlik ediyor.
Derken artık kalkmanız gerekiyor, zira mekan çok küçük ve insanlar yaz kış kapıda sırada bekliyorlar. Topu topu günde dört saat hizmet vererek günlük hasılatını çıkartıyor dükkan.
Asmalı ve Şişhane'de şık ve abartılı pahalı lokantalarda boy göstermek yerine bir öğlen vakti bu kendine has, popüler mekanda, emektar Garson Ahmet Bey'in elinden Enver Usta'nın kebaplarını yemek güzel bir deneyim olabilir.
Enver Usta'ya gidin ki, hem mideniz, hem de cebiniz bayram etsin.
Bay Afiyet
14/5/2012
Etiketler:
Asmalımescit,
Beyoğlu,
Enver Kebab,
Enver Usta,
esnaf lokantası,
Kebap,
pilav,
Şişhane,
tünel
16 Haziran 2010 Çarşamba
Domates, soğan, et: o kadar!
Kendinizi Asmalı Mescit'teki insan seline kaptırdığınız bir akşam, Babylon'un sokağına sapın. Sokağın sonundan tekrar sağa Minare sokağa dönün. Antakya yemekleri yapan Antiochia işte tam orda!
Antiochia'nın beklenen oryantellikten uzak, cok yalın ve modern bir dekorasyonu var.

Burada abbagannuç, humus, kekikli zeytin salatası gibi mezelerin yanı sıra içli köftenin kralını yiyebilirsiniz. İçli köfteleri mideye indirdikten sonra açlık filan kalmıyor elbette. Fakat insan "kimbilir o herkesin anlata anlata bitiremediği şiş nasıldır?" diye düşünmeden edemiyor. Ben size anlatabilmek için kendimi feda ettim ve denedim. Dedikleri kadar varmış. Antiochia'nın etleri benim diyen kebapçıya taş çıkartır.

Antiochia'nın sahibi muhteşem biri. Adı Süleyman. Bir tür Muhteşem Süleyman yani! Nedir bu lezzetin sırrı diye soranlara hayret ediyor. "Ne olacak ki? Domates, sogan, et! O kadar!"
Yemekten sonra, "aman yok yemeyeyim..yaz geldi..bikini " filan diye siz kendinizi naza çekerken, önünüze üzerinde bir top vanilya dondurma ile taze ceviz tatlısı geliyor. Siz istemem yan cebime havasında bir kaşık atıyorsunuz ağzınıza ve lezzet komasına girip, düşüp bayılıyorsunuz.

İşte Antiocha böyle bir yer: Samimi, basit, lezzetli.
Bayan Bal Şeker
20/06/2010
Not: Ben size sadece yaşadığımı, tattığımı anlattım. Lokantanın internet sitesine girdiğinizde benim anlattıklarımın, bu başarılı gastro girişiminin sadece bir yönü olduğunu göreceksiniz.
Antiochia'nın beklenen oryantellikten uzak, cok yalın ve modern bir dekorasyonu var.

Burada abbagannuç, humus, kekikli zeytin salatası gibi mezelerin yanı sıra içli köftenin kralını yiyebilirsiniz. İçli köfteleri mideye indirdikten sonra açlık filan kalmıyor elbette. Fakat insan "kimbilir o herkesin anlata anlata bitiremediği şiş nasıldır?" diye düşünmeden edemiyor. Ben size anlatabilmek için kendimi feda ettim ve denedim. Dedikleri kadar varmış. Antiochia'nın etleri benim diyen kebapçıya taş çıkartır.

Antiochia'nın sahibi muhteşem biri. Adı Süleyman. Bir tür Muhteşem Süleyman yani! Nedir bu lezzetin sırrı diye soranlara hayret ediyor. "Ne olacak ki? Domates, sogan, et! O kadar!"
Yemekten sonra, "aman yok yemeyeyim..yaz geldi..bikini " filan diye siz kendinizi naza çekerken, önünüze üzerinde bir top vanilya dondurma ile taze ceviz tatlısı geliyor. Siz istemem yan cebime havasında bir kaşık atıyorsunuz ağzınıza ve lezzet komasına girip, düşüp bayılıyorsunuz.

İşte Antiocha böyle bir yer: Samimi, basit, lezzetli.
Bayan Bal Şeker
20/06/2010
Not: Ben size sadece yaşadığımı, tattığımı anlattım. Lokantanın internet sitesine girdiğinizde benim anlattıklarımın, bu başarılı gastro girişiminin sadece bir yönü olduğunu göreceksiniz.
Etiketler:
antakya,
Asmalımescit,
Beyoğlu,
içli köfte,
Kebap,
meze,
Muhteşem Süleyman
21 Mart 2010 Pazar
La Brise

Fransa'ya karşı önyargım olduğunu söylüyorlar. Önyargım yok, yargım var. Altı senenin sonunda önü arkası kalmıyor yargının. Tanıyorsun, biliyorsun, adını koyuyorsun. Ben de olduğu gibi kabul ediyorum, tüm kusurlarıyla. Hatta seviyorum. Hatta özlemişim.
Asmalı Mescit Caddesi'nin Pera'yla kesiştiği köşede bulunan La Brise adlı Brasserie'ye girdiğimde, içerdeki mis gibi tereyağı kokusu, şaraplar, beyaz önlüklü garsonlar, dolmayı bekleyen pırıl pırıl kadehler beni bir anda Fransa'ya ışınladı. Hem de Fransa'nın içinde "mais, c'est pas possible! Je suis désolé, eh"* olmayan, "A cette heure ci?!? Désolé, la cuisine est fermée"** denmeyen versiyonuna.
La Brise benden yıldızlı pekiyi aldı. Soğan çorbasına bayıldım! Keçi peynirli tartı çok güzeldi. Enginar ve tereyağ soslu fırın tavuk beni benden aldı!
Yemeklerin lezzeti ve sunumu menüde yanında yazılı fiyatları fazlasıyla hakediyor. Tabi şarap pahalı, ama onun için ne yapıyoruz? Hep beraber hükümete kızıyoruz.

La Brise'e giderseniz, hele pencerenin hemen önündeki iki kişilik masayı rezerve ederseniz, bir şişe de şarabı devirirseniz, başınıza geleceklerin sorumluluğunu hiç bahar havasına atmayın.
Bayan Bal Şeker
21/03/2010
* Ama bu mümkün değil. Üzgünüm!
** Bu saatte mi?!? Üzgünüm, mutfak kapandı!
Etiketler:
Asmalımescit,
Beyoğlu,
Brasserie,
fransız lokantası,
La Brise,
Pera,
soğan çorbası,
şarap,
Şık,
Tavuk,
yıldızlı pekiyi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






